
Adı: Plethon
Doğum Yılı: 1355
Ölüm Yılı: 1452
Uyrukluk: Bizans
Felsefi Akım: Yeni Platonculuk
1452 - Plethon, Bizans'lı Yeni Platoncu bir filozof (d. 1355)
Bir zamanlar, Orta Çağ'ın karanlıklarına gömülmüş bir dünyada, bilgeliğin ışığı arayan bir adam doğdu. 1355 yılında, Bizans İmparatorluğu'nun kalbinde, pek çok düşünürün fikirlerinin çarpıştığı bir ortamda hayata gözlerini açtı. Bu adam, adını tarih kitaplarına altın harflerle yazdıracak olan Georgios Plethon'du. Çocukluğunda yaptığı incelemeler ve okuduğu metinler, onu ileride büyük bir filozof haline getirecek tohumları ekti ancak bu tohumların filizlenmesi için birçok zorluğa göğüs germesi gerekecekti.
Plethon'un gençliği sıradan geçmedi. Bir yandan öğrenme aşkıyla yanarken, diğer yandan dönemin siyasi kargaşaları ve kültürel değişimleri arasında gidip geldi. Eğitim hayatında Aristoteles'in görüşleriyle tanıştı; buna rağmen içindeki Platonic düşünceye olan tutku her zaman ağır bastı. Belki de bu erken dönem deneyimlerinin sonucu olarak, o sıralarda bilinen tüm felsefi sistemlere eleştirel bir gözle bakmaya başladı.
Gelişen olaylar zinciri onu 15. yüzyılın ortalarına kadar götürdü; ancak bu süreçte yaşadığı dönüşüm etkileyici oldu. 1400’lerin başlarında Bizans'ın başkenti Konstantinopolis'te yapılan tartışmalara katıldı burada Platon’un eserlerini yeniden yorumlayarak Yeni Platonculuğun temel taşlarını inşa etmeye başladı. Bunun sonucunda toplumsal düşüncenin yeniden şekillenmesine katkıda bulundu; ancak bu durumu görmezden gelen pek çok kişi vardı.
Buna rağmen Plethon'un etkisi büyüyordu! Zamanla dini ve felsefi görüşlerini daha da derinleştirdiği gibi kendi çevresinde de destekçi bulmaya başladı; fakat bazı din adamları onun fikirlerini tehlikeli buluyordu ve ona karşı ciddi bir muhalefet geliştirdiler.
Plethon'un en önemli anlarından biri ise 1438'de İstanbul'da gerçekleşen Ferrara-Floransa Konsili’nde yer almasıydı burada hem Hristiyan dünyasının hem de Ortodoks inancının temsilcileri toplandı. Bu konsilde yeni öğretileri savunarak Platon’un felsefesini etkin bir şekilde yaymayı başardı; ironiyle dolu olsa da, yine de çoğu katılımcı onun görüşlerine kapılmadı.
Düşünceleri yalnızca din adamlarının dikkatini çekmekle kalmadı; aynı zamanda entelektüel çevrelerdeki birçok filozof üzerinde derin izler bıraktı! Fakat onun asıl mirası neydi? Tabii ki yalnızca kelimeleri değildi Platon'un ideallerine dönüş olarak gördüğü Yeni Platonculuk akımını kurmaktı! İşte o anda gelişmeye başlayan felsefi tartışmalar günümüze kadar uzanan etkilerini hala hissettiriyor...
Plethon sonunda yaşamının son yıllarını Mistra’da geçirmeye karar verdi ve burada çeşitli çalışmalara imza atmaya devam etti! Ancak yaşlandıkça sağlık sorunlarıyla boğuşmak zorunda kaldı: Zaman ilerledikçe belki de kendi yaratımlarının ağırlığı altında ezildi... Sonunda 1452’de hayata veda ettiğinde geride bıraktıkları düşündürücüydü.
Mirasının Günümüze Yansımaları
Plethon’un ölümünden sonra bile fikirleri büyüdü! Onun yeni platoncu öğretileri Rönesans sırasında batıda yankılanmaya başladı ve birçok sanatçı ile bilim insanına ilham kaynağı oldu kim bilir belki de Leonardo da Vinci'nin eserlerinde bile gizli izleri vardır? Örneğin, hayatın özü üzerine düşünceleri günümüz sanatında hala yankılanıyor!
İroni İçindeki Bağlantılar
Tarihçiler anlatır ki... Özellikle Rönesans döneminin aydınlanması sırasında Plethon'un fikirleri doğrudan yeniden değerlendirilmeye alındığında karmaşıklık artmıştı: Düşünceleri hem eleştirilirken hem de benimsendiğinde ironik olarak sahnelerde hayat buldu!
Sonsöz Yerine Bir Düşünce
Bugün bile... Yeni Platonculuk akımı ile birlikte insanlığın bilgiye olan açlığı hiç bitmedi; internet çağında bile halen varlığını sürdüren sorgulayıcı bakış açıları var - böylelikle belki de Plethon’un ruhu yaşamakta… Ve bizler onun peşinden koşarken geçmişte kalmış sorunlarla yüzleşmeye devam ediyoruz!